KAZIM KANAT
Toraman ve ön direk!
Şunu anladım ki; Ertuğrul Sağlam, dersine iyi çalışan bir strateji uzmanı. Oyuncu değişikliğinde alışılmış ve kalıplaşmış sistemi hemen değiştiriyor. Bunun adı kendine ve ekibine güven! Bakalım Sağlam neler yaptı, neler oldu?
1- Tek ön libero (Cisse), tek oyun kurucu (Rico Paşa) ve tek santrforla (Nobre) oynayarak, 'Omurgayı tek hat üstünde" kurdu. (Beşiktaş'ın hücum kalitesi düştü)
2- Orta alanın iki çizgisini iki çaylak oyuncuya (Serdar Özkan-Aydın Karabulut) bıraktı. Özkan ve Karabulut her hücumda içeri girip pozisyon yarattılar. Ayrıca bu yaratıcı düşünce ile de her hücumda iki bekin (Kurtuluş-Tello) koşu yolunu açtılar. (Bu doğru bir yorumdu)
3- Maçın kilit oyuncusu Burak Yılmaz'dı. Akın ve Delgado'nun görevini üstlendi. Dahası hücuma çıkarak Nobre'ye destek verdi. (Tek kelime; hayal kırıklığı)
4- Zürih maçında taktiksel hata yapan Koray Avcı ve Hakan Arıkan'ı oynatmayarak cezalandırdı. (Beşiktaş cezalandırıldı!..)
5- Aydın Karabulut'u ilk 11'de, Batuhan Karadeniz'i ise kurtarıcı olarak sahaya sürdü. Bunun adı gençlerin önünü açmaktı. (Bu büyük risktir!..)
SAĞLAM RİSK ALDI
Elbette maçlar, oynanmadan kazanılmıyor. Stratejiler mükemmel olsa bile. Sağlam hücum oynayarak kazanmak isterken, Özcan savunma yaparak kazanmak istedi. Bu da futbolun garip yönü!.. Beşiktaş adına gecenin sorusu şuydu;
A- İbrahim Üzülmez'in yerine oynayan Tello nasıl?
B- Bobo'nun yokluğunda Nobre nasıl?
C- Rüştü'nün oyuna katkısı ne oldu?
Elbette iki sorunun bir iyi iki de kötü cevabı var;
1- Tello'nun o bölgede oynaması ile yan ortalarda isabet oranı yükseldi.
2- Bobo'suz Beşiktaş hücumda sıfır.
3- Rüştü Reçber gibi kaliteli kaleci Erhan Küçük'ün yüksek ortasına çıkmalıydı. (Çıksa olabilirdi. Ama Toraman, Zan ve Tello o topa niye kafa vurdurttular?)
Sağlam ikinci 45'te risk aldı. Tello, Özkan ve Akın'ı orta sahaya sürdü. Batuhan Karadeniz'i, hatta Toraman'ı bile hücuma çıkardı. Bu çılgınca saldırıda Toraman klasikleşen ön direkte golünü attı. Sonra da Rico, paşalığını gösterdi. (Ricardinho'nun düşürülmesi de penaltıydı. Hakem vermedi)
MESAJ: Olimpiyat'taki maçlar Edirne'de oynansın daha iyi. Hem burası niye Kasımpaşa'nın evi olsun ki? Anlamsız... Maksat vatandaşa eziyet etmek...
AHMET ÇAKAR:
Disiplinin önemi
Beşiktaş Avrupa'da söz sahibi olmuş eski Demirperde Ülkeleri'nin ünlü takımlarını anımsatıyor. Çünkü o takımlarda çok büyük yıldızlar olmaz ama 90 dakika koşan, mücadele eden, pres yapan ve oyun disiplininden hiç kopmayan bir oyun sergilenirdi. Beşiktaş'a baktığımızda da durum çok benzer. Çok büyük yıldız yok. Oyunu çözebilecek, tek başına maçı kurtarabilecek fazla oyuncusu da yok. Belki biraz Ricardinho. Ama takımda kaytaran, koşmayan, 'Ben kralım' diyen hiçbir oyuncu da yok. Beşiktaş dün gece kazandıysa bu özelliğinden dolayı kazandı.
Tello çok iyi oynadı. Hem sol kanadı iyi kullandı, iyi ortalar yaptı hem de savunmada etkiliydi. Her iki Serdar da öyle. Özellikle Serdar Özkan futbolu iyi biliyor. Üstelik ayağına da top çok yakışıyor. Diğer Serdar oyunda fazla görünmese de yine gol pasını veren isim oldu.
Beşiktaş'ın, bu kadro ve oyuncu yapısıyla tek santrfor oynaması hep sıkıntı yaratacak. Çünkü Beşiktaş'ın rakiplerine göre en üstün tarafı kanatlar ve bu kanatlardan gelen ortalar. Rakip savunma, böyle durumlarda -dün geceki gibi- Nobre'yi kontrol ettiğinde Kartal fazla etkili olamıyor.
Gelelim Ricardinho'ya... Takımın en etkili ismi. Ama fazla geride kalıp hücumu destekleyemiyor. Eğer bu Ertuğrul Sağlam'ın bir taktiği ise bu taktik Rico'yu hem çok yorar hem de hücum organizasyonlarında önemli sıkıntılar yaşanmasına neden olur.
GÖÇEK ÇOK İYİYDİ AMA!
Örneğin Galatasaray dün gece Bursaspor deplasmanında kötü oynadı. Ama sonucu değiştirecek maçı kopartacak silahları vardı. Beşiktaş'ta bu silahlar eksik.
Diğer bir konu da İbrahim Toraman ve Gökhan Zan... bu ülkenin en iyi defans oyuncularından ikisi. Ama Beşiktaş'ın yediği gol, onlara hiç yakışmadı.
Kasımpaşa mütevazı bir takım acil transfer yapmazlarsa geldikleri gibi gitme ihtimalleri çok yüksek. Ama defansta oynayan ve golü atan Jens Askou'yu beğendik. Kasımpaşa'nın bu kalitede en az 3-4 oyuncuya daha ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum.
Hakem Hüseyin Göçek, fevkalade iyi bir maç yönetti. Ama bir pozisyonda da önemli bir yanılgı içindeydi;. İbrahim Toraman'ın Kasımpaşa'nın forveti Kahne'ye yaptığı açık faulü göremedi.
KORKUT GÖZE:
Delgado nerede
BEŞİKTAŞ, düşük tempo oynadığı dakikalarda tüm etkinliğini yitiriyor. Gerçek kimliğinden uzaklaşıyor, uyuşuk ve gereksiz bir yan pas trafiğinde boşuna zaman kaybediyor.
Ve o dakikalar Beşiktaş?ın sevimli ve savaşan kişiliğini de alıp götürüyor.
İlk yarının sadece 5 dakikalık bölümünde çabuk ve tempolu oynadı, 3 net pozisyon yakaladı.
25 ile 30. dakikalar arası Beşiktaş?ın sevimli yüzünü gösterdiği kısa metrajlı bir bölümdü.
Serdar?ın kaleciden dönen şutu... Richardinho?nun aşırma vuruşu... O Nobre?nin müthiş kafası...
Her biri Beşiktaş?ı avantajlı kılacak pozisyonlardı. Geri kalan dakikalar Beşiktaş?ın kişiliğine hiç uymadı...
Kasımpaşa?nın golünde Beşiktaş savunma ailesinin ağır davranışı, Rüştü?yü de çaresiz bıraktı.
Askou?un kafasına süzülen topa sadece Cisse yükseldi... Diğerleri pozisyona soğuk davrandı. Beşiktaş, bu kolay gol yeme alışkanlığından ne zaman kurtulacak... Artık sıkmaya başladı!
* * *
Ertuğrul Sağlam, sahaya yine sürpriz bir isim sürdü: Aydın Karabulut.. Genç Aydın, Beşiktaş?ın kötü oynadığı bir gecede ne olduğunu anlayamadan kaynayıp gitti. İkinci yarının başında da hemen kenara alındı...
Şanssız çocukmuş!
Benim için asıl sürpriz Delgado?nun yedekler kulübesinde oturmasıydı. Maçı birlikte izlediğim dostlara sordum, net bir yanıt alamadım. Daha doğrusu onlar da bir anlam veremedi...
Yahu, bu Arjantinli, Zürih maçının en etkili adamı değil miydi!
Ertuğrul Hoca belki de Delgado?yu, Richardinho ile birlikte görmek istemiyor.
Öyleyse, Richardinho?yu daha dikkatli izlemek zorunda sevgili hocam...
Attığı gole karşın yine de beğenmedim Richardinho?yu. Yürekten oynamıyor. Bir-iki pas ve birkaç çalımla işi idare ediyor.
* * *
Richardinho?ya çatarken, bir pozisyon kafamı bulandırdı. Ceza sahası içinde Brezilyalı futbolcuya yapılan bir hareket var. Hakem, pozisyona yakındı ve ?Oyna? dedi. Pozisyonu televizyondan izledim. Haklıymış...
Kazanmasına rağmen Beşiktaş?ın oynadığı oyunu hiç beğenmedim. Stattan ayrılırken, bir konu kafamı kurcaladı. Sevgili dostum Güven Taner yanıma yaklaştı ve şunları söyledi, "Bu stat olimpiyat için yapıldı, futbol oynamak için değil. Bu stada ne futbolcu, ne seyirci ne de biz yazarlar konsantre olabiliyoruz."
Belki de haklıydı sevgili dostum. Dün gece Beşiktaş da bu stadı yadırgadı ve 3 puanı kurtarana kadar akla karayı seçti!
Bu yazıyı xxfirtinaxx göndermiş. | Üyenin Bilgileri | Gönderdiği diğer yazılar.
Toplamda 137 kez okunmuş.
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum Yazabilirsiniz
Yorum yazabilmek için üye olmalısınız.
Ücretsiz Üye Olmak için tıklayınız.
Üyeyseniz sağdaki üyelik giriş bölümünü kullanarak giriş yapınız.

Feed