G.SARAY 5 SENE SONRA 2. LİGTE..

Futbol Galatasaray Fatih Altaylı

ALTAYLI'DAN BOMBA SÖZLER!..

Galatasaray'ın eski yöneticisi Fatih Altaylı, Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda, sarı kırmızılı yönetimi sert sözlerle eleştirdi.

İşte Altaylı'nın Cumhuriyet'te yayınlanan röportajı:

- G.Saray'ın içinde biri olarak şu anki tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

reklam

FATİH ALTAYLI: G.Saray'ın içinde yaklaşık 30. yılım. Bu 30 yılın tamamında yönetimlerle yakın olduk. Dostlarımız yönetimlerde oldu. 16-17 yaşınden beri bir şekilde yönetimlere yakın oldum. Ali Uras, Ali Tanrıyar, Alp Yalman, Faruk Süren, Özhan Canaydın dönemlerinde yönetimlerin neler yapıp yapmadığını izledim. Bütün bu dönemleri peş peşe koyduğumuz zaman Özhan Canaydın yönetimi kadar başarısızını görmedim.

- Mehmet Cansun döneminde 2. başkandınız. Bıraktığınız G.Saray'la bugünkü arasında ne gibi farklar var?

galatasaray

F.A.: Bütün enkaz edebiyatına karşın iyi bir miras devralmışlardı. Marka değeri olarak üst seviyede bir G.Saray aldılar. Borçsuz, harçsız? Bütün olanaksızlıklara karşın Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynamış, Türkiye'de şampiyon olmuştuk. Bütün bunları yaparken kadrodaki önemli oyuncular da satılmıştı. Böyle bir takım bıraktık Canaydın'a... 2001 krizi sırasında G.Saray 2. Başkanlığı'nı yürüttüm. Türkiye'nin en büyük firmaları, bankaları peş peşe batarken, o ekonomik kriz döneminin tam ortasında 30 milyon dolara yakın borç ödendi. Çok ciddi hamleler yaptı. Bütün kulüplerin derdi olan vergi borçları konusunda maliyeyle o dönem uzlaşmanın zeminini hazırladık. Ali Sami Yen Stadı'nın yerine yapılacak çok modern bir stadın bütün anlaşmalarını, altyapısını, yapımını üstlenecek şirketle ilgili bütün sorunları ortadan kaldırmıştık. Deyim yerindeyse altın tepsi içinde bir yönetim sunuldu. Canaydın "Biz aldığımızda enkazdı" diyor. Oysa bankalara 12 milyon dolar vardı. Futbolculara da ödenmesi gereken yaklaşık 10 milyon dolar... Canaydın doğruları söylemiyor. Yönetici olduğum dönemde başkan adayı olduğunu söylediği için haftalık yönetim toplantılarında bütün hesapları ona aktardım. Özetle o dönemki borç 50 milyon dolardı. Üstelik göreve geldikten sonra lehine çok ciddi gelişmeler oldu. Dolar 1.750'den 1.3'lere dek düştü. Yine dolar borçları ödenmedi, arttı.

- G.Saray'daki mali çöküntü nasıl başladı?

F.A.: 2000'de kazanılan UEFA şampiyonluğu nedeniyle mali bir külfetin altına girildiği ve o yüzden bu noktaya gelindiği ağırlıklı görüş... Hiç alâkası yok. O dönem 100 trilyon harcanmış, aynı oranda gelir elde edilmişti. Mali sıkıntılar o yıl başlamıyor. Sorunlar 2000'in sonunda başlıyor. Hakan Şükür, Emre ve Okan'ın gidişi ve de en önemlisi Fatih Terim'in ayrılmasıyla panik havası oluştu. Yapılmaması gereken işler yapılıyordu. Jardel, Bülent Akın ve Serkan'ın bonservisleri için 36 milyon dolar ödendi. Kulübün mali olarak sıkıntıya girmesinin nedeni panik halinde yapılan transferler. Biz geldiğimizde Jardel'i sattık. Ümit Davala ve Popescu'yu sattık. Maksadımız kulübe bir nakit girişi sağlamaktı. O yıl G.Saray ligin alt sıralarındaki takımlarla eşit bütçeyle yönetilmesine karşın şampiyon oldu. Komik paralara futolcular oynattık. Yüksek maliyeti yüzünden İlhan Mansız'ı almaktan vazgeçtik. Bütün bu kemer sıkma politikasına karşın Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final, Türkiye'de ise şampiyon olduk. Minimum bütçeyle maksimum başarı elde ettik.

- Bu kırılmalar daha sonra da devam etti mi?

F.A.: Özhan Canaydın dönemindeki kırılma ise Fatih Terim'in getirilmesiyle başladı. Terim'i getirmeyip bizim yönetim olarak tavsiye etiğimiz Lucescu'yla devam edilseydi, kulüp bugün bu duruma gelmezdi. Canaydın şov yapmak uğruna Fatih Terim'i getirdi. Lucescu'yla şampiyonluk geldi, operasyona da gerek yoktu. G.Saray'daki yapı bozukluğu da böylece başladı. Canaydın, sorumluluktan kurtulmak için topu Terim'e verdi. Futbol şubesi pasifize edildi. Terim, panikle müthiş transferler yaptı. O dönem Sarı - Kırmızılılara 27 futbolcu geldi, 40 milyon dolar para harcandı. Bizim ödediğimiz borçlar yeniden yapıldı. Üstelik de şampiyonluk gelmedi. Ali Lukunku gibi bir oyuncuya 5 milyon Avro ödendi. İsmini bilmediğimiz birçok adam geldi.

'AIG de hataydı'

Canaydın ikinci bir hata yaptı. AIG'yle ortaklığımız vardı. Bankalarla ve piyasalarla sıkıntı yaşanmasının nedeni buydu. Sportif AŞ hisselerinin yüzde 20'sini elinde bulunduruyordu. Bunun karşılığında da kâr payı alıyordu. Canaydın, bu hisseleri G.Saray'a kazandıracağını söyleyerek hisseleri geri alacağını ifade etti. Böyle bir şey demene gerek yok. AIG'ye parayı ver, hisseleri al. Canaydın ise şarklı yaklaşımla kavgayı seçti. AIG de bunun üzerine uluslararası tahkime gitti ve dava açtı. Özhan Canaydın kaybedeceğini anlayınca uzlaşmayı seçti. Hisseleri aldığı gibi 9 milyon dolar ceza ödedi. 40 milyon doların yanına 9 milyon dolar daha eklendi. Üstelik hisseleri de G.Saray'a kazandıramadı. Ünal Aysal'ın yardımıyla hisseleri aldı. Ancak Aysal, hisselerin parasını bir tarihte alacaktı elbette... Tarihin sonunda da Aysal "Satarım" dedi.

O dönem Canaydın bana gelerek, "Hisseleri almak istiyorum" dedi. Ancak kulüpte para yoktu. "Bu hisseleri alır mısın?" dedi. Benim yanıtım da "Aysal'la yaptığın anlaşmanın aynısını yapalım. Ancak tarih koymadım. Paranız olunca alırsınız" şeklindeydi. "Temettü falan içinde, istediğinizi yapın" dedim. Ancak Canaydın sonra Aysal'ın yanına gitti ve başka bir anlaşma yaptı. Hisseler de piyasaya satıldı. Şimdi de hisseleri kulübün geri alma şansı yok. Oysa hisseleri ben G.Saray adına alacaktım. G.Saray Başkanı hisseleri alacağım diye yola çıktı ama başaramadığı gibi kulübü de 9 milyon dolar zarara uğrattı. AIG mali disiplini getirmişti. Sportif AŞ'deki gelirleri istedikleri gibi kullanamıyorlardı.

Ortaklar yine dertli...

F.A.: Sermaye Piyasası Kanunu'na göre bu birleşmeye izin verilmez. Ortaklara geçen yıl için kâr dağıtılamadı. Birisi gider dava açar, hapse girerler. Suç işleniyor.

-Futbol takımına dönersek... Takımın başına Feldkamp geldi. Başarılı olur mu?

F.A.: İşini bilmeyen çavuşlar dönerler bir yerlerini avuçlarlar!.. Feldkamp fikrinin sahibi Adnan Polat'tır. Çünkü geçmişte Polat onunla çalışmıştı ve başarı gelmişti. Yaşının ileri olması dezavantaj gibi gözükse de Feldkamp iyi bir teknik direktör. Ancak yönetim yine bir değerlendirme hatası içinde... G.Saray'ın acil sorunu iyi bir futbol takımı kurup tribünlere şov yapmak olmamalı. Yönetimin bir sezon daha paçayı kurtarmak için yaptığı işleri doğru bulmuyorum. Bu siyasi bir yaklaşım. Zaten Özhan Canaydın geldiğinden beri siyasi yaklaşımlar sergiliyor. Taraftarı, camiayı memnun edecek bir takım şeyler yapıyor. G.Saray'ın geleceğini düşünerek işler yapmıyor.

- Siz olsanız ne yapardınız?

F.A.: Hem genel kurulla hem tribünlerle bir araya gelip uzlaşma yapmalıydı. Ben olsam Ali Sami Yen'de basın toplantısı düzenlerdim. Bizim 180 milyon dolar borcumuz var. Biz bu kulübü çok kısa sürede toparlayabiliriz. Ancak bunun belli koşulları var. Birincisi futbol şubesinin bütçesini bir süre için belli bir limitin altına indireceğiz. Şampiyonluğa oynamayacağız. Olursak da ne mutlu bize... Olamasak dert yanmayacağız. Stadımızı yapacağız. Gayrimenkulleri değerlendireceğiz. Mali ve idari sorunları ortadan kaldıracağız. Canaydın, "Ben bugünkü koşullar içinde büyüyerek sorunları çözeceğim" diyebilirdi. O ciddi bir bilgi birikimi gerektirir. Bugüne kadarki icraatlarına baktığımız zaman böyle bir kapasiteye sahip olmadığını görüyoruz. Özhan Canaydın'ın yaptığı en büyük ihanet G.Saray markasını çökertmek oldu. Coca Cola'nın başına bir adam atıyorsun. O adam dünya çapında 1 trilyon dolar olan marka değerini yerle bir ediyor. Orada tutarlar mı yeniden?..

- Peki, Canaydın nasıl kalıyor?

F.A.: Ben liseliyim ama liseci değilim. Ali Tanrıyar'dan bu yana liseli olmayanları destekledim. Ali Tanrıyar'ın karşısında Alp Yalman'ın listesine girdiğim için mektepliler tarafından ağır şekilde yargılandım. O dönem G.Saray Derneği'nin yönetim kurulu üyesiydim. Lise, kulüp, cemiyet,. vakıf, G.Saray'ın sahip olduğu ortak değerler... Her birinin konumu ve yeri başka. G.Saray'ın içinde bölünme yok. Mektepli olmayanlar yönetimlerde daha fazla. Ancak ayrım yapmak siyasi olarak insanların işine geliyor. AKP cami, cemaati nasıl kullanıyorsa adından bahsederek muhalif kesimler de bütün cami cemaati AKP'ye oy veriyormuş gibi hedef alıyor. G.Saray'da da benzer bir durum var. Bu kez cami yok, lise var. Oysa liseliler Canaydın'cı değil. Başkanın en fazla yakındığı, aleyhine propaganda yapmakla suçladığı kişilerin hepsi liseli.

- G.Saray markasının yeniden dünya pazarında yer almasını sağlayacak vizyona sahipler mi?

F.A.: Yönetim büyük paralar harcayarak takımı yeniden yapmaya çalışıyor. Büyüyüp dünya markası olacak bir yönetim anlayışı benimsiyorlar. Ancak o bilgi birikimine sahip değiller. Avrup futbolunun önde gelen kulüplerinin oluşturduğu G14'ler var. Büyümek istiyorlar. Akıllarına gelen tek takım G.Saray. Ancak yapılan tek bir temas yok. Eskiden biz Avrupa'ya gittiğimizde rakip takımın yöneticileriyle bir araya gelirdik. Şimdi maçlara gitmiyorlar. Adamların başkanını ağırlayan yok. Kötü bir kasaba takımı havasındayız. Büyüksen büyüklüğünü göstermelisin.

- Yapılan transferleri nasıl buluyorsunuz?

F.A.: Lincoln'ü çok iyi tanımıyordum. Sadece F.Bahçe'ye attığı gollerden biliyorum. İsmi geçmeye başladıktan sonra Almanya'daki dostlarımı aradım, nedir ne değildir diye.... Aldığım intiba şu: Çok iyi futbolcu ama bir o kadar da sorunlu... Ancak sorunlu olması önemli değil. Sorunlu oyuncuları yönetmek bir yönetim becerisidir. Feldkamp bunu yapabilir. Yönetim yapabilir mi? Değişmeme ihtimali de var. Bu kadar yüksek risk almak sakıncalı. Söz konusu rakamlar varsa korkunç bir transfer.

- 5 yıl sonrası için G.Saray'ı nerede görüyorsunuz?

F.A.: 2. Lig'de görüyorum. Mali sıkıntılar, FIFA kriterleri gereği yansımalar olacaktır.

- F.Bahçe'yle kıyaslarsak G.Saray geri kaldı diyebilir miyiz?

F.A.: F.Bahçe'nin G.Saray'ı geçtiğini söyleyenler hayal ve rüya görüyorlar. F.Bahçe, G.Saray'ı geçemez. F.Bahçe'nin okuyarak bir şeyler yaptığı el kitabını G.Saray yazdı. 1980'den başlayarak Ali Tanrıyar, Alp Yalman, Faruk Süren'le yazılmış bir el kitabı. Bu kitabın ilk yazarı Alp Yalman'dır. Derwall'in gelmesi, G.Saray'ın Avrupa'da başarılı olma hedefini koyduğu dönemdir. Daha sonra el kitabına yeni sayfalar eklendi. Modern stat, altyapı çalışmaları başladı. Florya, kulübün parasıyla satın alındı. Yıllarca şampiyon olamamak pahasına yatırımlar yapıldı. Kulüp yönetim anlayışı değişti. Şirketleşmenin temelleri atıldı. F.Bahçe, G.Saray'ın yazdığı el kitabını okuyor. Ancak bundan sonrasını yazacak yetenekte değiller. G.Saray ne yazıyorsa onu okuyup onu uyguluyorlar. Çünkü Türkiye'de düşünce üreten tek camia G.Saray'dır. G.Saray'ın bu kitaba yeni sayfalar eklemesi gerekiyor.

'G.Saray'ın geleceği satılıyor'

- Bunu yapabilecek bir ekip var mı?

F.A.: Sorumluluk sahibi insanlar mevcut vaziyetten korkuyor. Çünkü işleri Özhan Canaydın içinden çıkılamayacak noktaya getirdi. Kaçıyorlar. Bugün G.Saray'da F.Bahçe'deki gibi müteahhitler, ihale alan iş adamları, banka patronları yok. Bizim aklımız var. Gelecek ekibin ciddi ekonomik desteği şart. 50 milyon dolarlık fon yaratılmalı. Yine 10-15 milyon dolar hazır para gerekiyor. Canaydın 5 yıllık yayın paralarını harcadı. Bütün her yer temlikli. Kulübün geliri sıfıra indi. G.Saray'ın geleceği satılıyor. Her tarafa borç var. Benim ailem izin vermez. Ali Dürüst, Özcan Çetinsoy iyi başkan adayları ama korkuyorlar. Üçümüz hesaplara baktık. Gerçekten de felaket.

- Taner Aşkın ve Adnan Öztürk çıktı şu ana dek... Bu isimleri nasıl buluyorsunuz?

F.A.: Taner Aşkın, Özhan Canaydın'a muhalif olduğunu göstermek için aday oluyor. Adnan Öztürk'ü fazla tanımıyorum. Lisede benim bir sınıf altımdaydı. Ribery transferinde rol aldığı söyleniyor. Ribery'nin nasıl gelip gittiği de ortada!.. Demek ki başarılı olamamış. Buna karşın Öztürk'ün çıkıp aday olması iyi bir şey. Uluslararası bir şirkette üst düzey yönetici ve de işinde başarılı. G.Saray'ın böyle kişilere ihtiyacı var. Ancak başkan olamasa bile ileride başkan adayı olarak yönetimlerde deneyim kazanmalı.

- Herkesi memnun edecek, G.Saray'ın önünü açacak yönetim ve başkan nasıl biri olmalı?

F.A.: 1986'da Ali Tanrıyar başkanlığa hazırlanırken G.Saray'ın geleceğiyle ilgili bir planlama yaptık. Kimler niyetliyse masaya yatırıldı. Levent Yücel, Faruk Süren, Alp Yalman, Ali Tanrıyar gibi isimlerin yanında genç bir G.Saraylı olarak ben de vardım. O tespiti yaptıktan sonra bu isimlerin hepsi Ali Tanrıyar'ın yönetimine monte edildi. Kimlerdi o isimler? Alp Yalman, Faruk Süren, Ateş Ünal Erzen, Özhan Canaydın. Bu isimler o dönem yönetimde yer aldı. Gelecek dönemdeki başkan adaylarıydılar. Sistem işledi. Alp Yalman, sonra Faruk Süren geldi. Daha sonra Ateş Ünal Erzen'in gelmesi gerekiyordu. Ancak özel durumu oldu. Başka işlerin içine girince olmadı. Sonradan Mehmet Cansun geldi. Cansun'dan sonra da Özhan Canaydın... O zaman yine gelecekteki başkan adaylarını belirleme çalışması oldu. Bu kez Ali Dürüst, Özer Saraçoğlu, Burak Elmas, o yönetim içinde yer aldı. G.Saray'ın gelecekteki başkan adayları olacaklardı. Ancak Özhan Canaydın hepsini harcadı. Hepsi yönetimden uzaklaştı.

'Özcan Çetinsoy adayım'

- Fatih Altaylı'nın gelecek dönemlerde yönetime girmek ya da başkan adayı olmak gibi bir düşüncesi var mı?

F.A.: Her türlü hareketin içinde varım. Canaydın'a oy vermem mümkün değil. İyi dostum ancak bu oy vereceğim anlamına gelmez. Karşısında kim varsa ona veririm. Geçen dönem Yiğit Şardan'a verdim. Şimdi de Özcan Çetinsoy benim adayım. Niyeti var. Mali tablodan ötürü ürkmüş. Açıklamaması doğru. Çünkü Özhan Canaydın'ın oklarına hedef olacak. G.Saray Başkanı neyi emrederse yaparım. Yönetim kurulu üyesi olmama gerek yok.

- Kulüpler Birliği Başkanı olarak Özhan Canaydın?ın tutumunu nasıl buldunuz?

F.A.: Canaydın, Kulüpler Birliği'ne başkan olduğu zaman telefon ettim. "Dünyanın en saçma şeyini yapıyorsun. Kulüpler Birliği G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş'a karşı karşı kurulmuş, bunların büyüklüğüne karşı denge sağlamak isteyen bir platform. Bu platformun çıkarlarıyla 3 büyüklerin çıkarları birbirleriyle çelişiyor. Sen de diğerlerinin yanına geçiyorsun" dedim. Ama o konuyu anlamadı. Naklen yayın gelirleri başta olmak üzere bu oluşumla 3 büyükler birbirine tezattır. Siyasi oyunların bir parçası haline getirdi G.Saray'ı. Her halde babası vasiyet etmiş, olabildiğin her yere başkan ol diye...

- Canaydın bu kadar eleştirilirken F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım alkışlanıyor. Yıldırım başarılı mı?

F.A.: İkisini kıyaslamam G.Saray'a hakaret olur. Hiçbir F.Bahçe Başkanı'nı G.Saray'la kıyaslamam. Aziz Yıldırım'ın alkışlanmasının nedeni başarılı olması değil, Canaydın'ın başarısızlığıdır. Aynı Aziz Yıldırım, bizim bıraktığımız dönemde en fazla G.Saray şampiyonluğu gören F.Bahçe Başkanı'ydı. F.Bahçe topluluğu gitmesi için kampanya düzenliyordu.

- Genç bir yönetiçi çıkıp "Hedef 2009'da Kadıköy'de UEFA Kupası'nı kaldırmak" diyor. Neden Şampiyonlar Ligi değil de UEFA?

F.A.: Bir itiraf. 4 yıl önce hedef Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuydu. Açıklamayı yapan Özhan Canaydın'ın oğluna tekme tokat tribünde giren genç bir yönetici... Ve Canaydın onu yönetimine alıyor. Canaydın bana "Haldun'u alacağım" dediği zaman "Seninle işim olmaz" dedim."

Cumhuriyet Gazetesi

Bu yazıyı xxfirtinaxx göndermiş. | Üyenin Bilgileri | Gönderdiği diğer yazılar.
Toplamda 450 kez okunmuş.
Henüz yorum yazılmamış.

  • Puanı 0/5 yıldız.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Henüz puan verilmemiş!

Yazdır

Yorum Yazabilirsiniz

Yorum yazabilmek için üye olmalısınız.

Ücretsiz Üye Olmak için tıklayınız.

Üyeyseniz sağdaki üyelik giriş bölümünü kullanarak giriş yapınız.

Henüz yorum yazılmamış

Türkiye: Süper Lig Puan Durumu
Sıra  Takım  O    G     B     M     P  
1 Galatasaray 34 24 7 3 79
2 Fenerbahçe 34 22 7 5 73
3 Beşiktaş 34 23 4 7 73
4 Sivasspor 34 23 4 7 73
5 Kayserispor 34 15 10 9 55
6 Trabzonspor 34 14 7 13 49
7 Denizlispor 34 13 6 15 45
8 Ankaragücü 34 11 10 13 43
9 G.Antep 34 11 10 13 43
10 Ankaraspor 34 10 11 13 41
11 GB OFTAS 34 10 10 14 40
12 İst. Büyükşehir 34 10 8 16 38
13 Bursaspor 34 9 11 14 38
14 Konyaspor 34 10 6 18 36
15 G.Birligi 34 9 8 17 35
16 V.Manisa 34 7 8 19 29
17 Ç.Rizespor 34 7 8 19 29
18 Kasımpaşa 34 8 5 21 29


* Şampiyonlar ligi elemesi
* Uefa elemesi
* İnter toto kupası
* Alt lig